Her iş adamı, sanayici ve ticaret erbabının firmasını kurduğu günden başlayarak en büyük hayali, umudu ve gayreti işini geliştirmek, önce ülkede sonra dünyada başarılı bir imparatorluk :))) kurmaktır. Tabii bunu asla egosunu tatmin etmek için değil, zamanı gelince yerine geçecek çocukları sonra torunları ve devamında hanedanı :))) için ister..
Bu nedenle hiçbir maddi ve bazen de manevi fedakarlıktan kaçmayarak yüksek maliyetlerle kendisine hiç sunulmayan veya sunulamayan, hatta hayal bile edemeyeceği imkanları şehzadesine vermeyi hedefler..Hedef doğru ve yapılanlar hedefe uygundur, ama şehzadenin başarısı için birçok detay atlanarak ve yanlışlıklar yapılarak kaynaklar boşa harcanmış ve sonunda hedef şaşmış olur.
Evet bugünkü konumuz bu..Nasıl oluyor da çok yüksek maliyetlere katlanıp başarısız bir ikinci veya üçüncü nesil yetiştirebiliyoruz ki şirketlerimiz en geç üç nesil sonra yok oluyor..kapısında 1800 lü tarih olan şirketimiz bir elin parmakları ile sayılıyor.. değiştirmemiz gerekenleri aşağıda toparladık..
Çocuğumuz doğumundan başlayarak ailemizin yarış atıdır. Onun sosyal ve ekonomik rakiplerimizle olan yarışımızda yer almasını asli görevi olmalıdır..
Çocuğumuzun istek, heves ve yeteneklerini öğrenmeye gerek yoktur. Hedef sadece rakiplerden daha iyi olmaktır…bunun için en iyi hocaları tutarak komşununkinden önce konuşan, önce okuyan, önce yazan süper adam olmasını hedefleyerek ona okul öncesi çocukluk keyfini yaşatmamaktır.
Ola ki çevredeki rakiplerin çocukları için ne yaptığını unutup çocuğu dinlemek ve anlamak için vakit bulduk… spora hevesli olduğunu öğrendiğimiz çocuğumuza kendi küçüklüğümüzde heves ettiğimiz için keman dersi aldırmalıyız ki başarısız olup öz güvenini kaybetsin..
Eğitici ve öğretici oyuncaklar yerine pahalı ve komşu yani düşman çatlatan oyuncaklar tercih edilmelidir. Çocuk içerisinde olmayıp katkı koymadığı ve sadece seyir ettiği oyun/oyuncaktan sıkılacak ve hızla onlardan kurtulacak ve yatırdığımız onca para heba olacaktır.
Ana baba dan temelsiz ve çocuktan isteksiz çabalar sonucunda sırf umurunda bile olmayan birileri ile beraber veya onların önünde olmak için her şeyi denemiş ve başarısızlıkla sonlanmış veya vasatla idare edilmiş bir sürü alakasız konuda alınan eğitim büyük bir hayal kırıklığı ve para/zaman kaybıdır.
Halbuki ilk 5-7 yıl çocukta kişiliğin temellerinin oluştuğu sindire sindire sevgi, şevkat ve yoğun ilgi ile aile ve insanlık değerlerinin öğrenildiği, her dakikası kritik ve değerli bir dönemdir. Aynı dönem ana babanın çocuğu tanıması için tek fırsattır ve ‘’onun için en iyi leri’’ keşfetme yakınlığı sadece bu dönemde yaşanabilir..Bu yarışma sırasında bu kıymetli dönem yitirmek, başarısız ve kişiliksiz bir çocuk yetiştirmek için tek yoldur…
Yine bu dönemde sıklıkla çocuğun yanında anne ve baba maddi konular üzerinde kavga etmelidir.. Bu komşunun yeni aldığı buzdolabı veya çamaşır makinesinden gittiği tatile kadar aile olarak yarışı kaybetmemizi vurgulayan her bahane olabilir. Bu kavgalar sonucunda çocuk niye ailenin birlikteliğini ispatlayan belgenin evlilik ‘’cüzdan’’ı olduğunu kesinlikle anlamalı, para ve maddenin ailenin ana direği olması gerekliliğini körpe aklına sokmalıdır..
Ne amaçla ne yaptığını bilemeyen, zorlamalar ve yüksek maliyetlerle rakip ailenin çocukların dan daha üstün başarılar elde etmeye odaklanan çocuklar aslında aile ve yakın çevrelerinden öğrenerek tüm yaşamları boyunca kullanacakları temel bilgi ve modelleri ıskalar ve temelsiz bir yaşamda mutsuz ve başarısız olmaları sağlanır.
Yarış, oyun sınıfları, yuva ve sonraki okul seçiminde de sürer..hatta kurumlaşır ve rahatlıkla beyan edilir hale gelir.. Hiç tanımadığı ablalar teyzeler eve gelir, amcalar ağabeylere gidilir ve sonunda meşhur pahalı süper okullara girilir. Beyan edilen ise…’’rekabet zorlaşıyor azizim çocukları her fedakârlığa katlanıp iyi okullara göndermek her ailenin görevi’’…dir.
Şehzade süper okula kişisel gayret, başarı ve yetenekleri ile değil para desteği ile girdiğinin ya farkında değildir, ya da hemen unutur… Derslerde dinlemez ve anlamaz,dersten sonra ödev yapmaz ve ders çalışmaz ve sonunda başarısız olursa ona ‘’bu okulda ve sonra tüm hayatı boyunca ancak gayret ederse başarılı olacağı’’ hatırlatılmaz ve’’ hoca sana taktı evladım’’ denir..Hocası takmış çocuğa hemen okul zamanları dışında ders veya kurs ayarlanmalıdır.
Ders veya kursta kendisine zorla öğretileceği kesinleşen çocuk, sınıfta öğretilenlere odaklanmak yerine şaklabanlık yaparak kendini gösterme yolunu seçmeli ve ayrıca diğer arkadaşlarının derste öğrenme istekleri ile alay etmelidir.
Her şeye rağmen başarısızlık devam ederse şirketin avukatı öğretmeni ve/veya okul yönetimini dava etmeli ve veliaht hâkim kararı ile dersi ve sınıfı geçmelidir. Bu şekilde hiçbir gayret göstermeden başarının veya hedeflere ulaşmanın mümkün olduğunu çok net olarak anlayacak ve tüm hayatı boyunca bu başarısızlık modeline göre davranacaktır.
Hedefin öğrenmek ve hayata hazırlanmak değil sadece sınıf geçmek ve hak etmeden diploma almak olduğu çocuğa defalarca anlatılmalıdır ki verilen süper okul süper paraları eğitimine ve gelecekteki hayatına ve sonunda hedeflediğimiz işimizin başına geçtiğinde imparatorluğumuza yararlı olmasın..
Bu süreç sırasında yarış, elbise markaları, telefon modelleri, lap top renkleri gibi entelektüel değerler üzerinde sürerken aileler çocuğu mahcup etmemeli ve gerçek ve normal bir ihtiyaç olmaktan uzak her istek anında sorgusuz sualsiz alınmalı ve çocuğa isteme çabası hariç sıfır maliyetle teslim edilmelidir.
Akılcılık, hak etme, çaba, özveri, çalışma, sorumluluk gibi garip kelimeler sözlüklerden silinmeli ve bu gibi sözlerle çocuğu üzen aklı evvel yakınlar ve eğitimciler acilen çevreden uzaklaştırılmalıdır.
Üniversiteye hazırlık rahat rahat yapılsın diye erken başlatılmalı, hatta pek sıkıntıya girmesin diye uzun yıllara yayılmalı ve üniversiteyi kazanamaz ise yurtdışında adı sanı belirsiz diploma makinelerinin varlığı ve sadece Amerika da okumuş olmanın bile başarı ve hava değeri sıklıkla hatırlatılmalıdır..
Kazara anımıza şanımıza layık bir okula girebilen çocuğumuza halkı tanımasın, anlamasın ve kendini üstün, ayrıcalıklı sanmaya devam etsin diye hemen en popüler alışveriş merkezine yakın bir ev ve bir de hızlı araba alınır ki derslerine yoğunlaşmasın, yetişmemişlik ve başarısızlık yolundan sapmasın..
Eğer ona kurduğunuz tüm tuzaklara rağmen mucizevi bir şekilde üniversite biterse şehzade kağıt üzerinde ve diplomalarına bakılınca tahtı teslim almaya hazırdır.. Bu durumda genelde yapılan iki hatadan birini yapmak şarttır. Eğitim ve deneyim eksikliği bilinmesine rağmen işin başına getirmek ve başarısız olmasını seyretmek veya sıfır yetki ile en alttan başlatarak sıkılıp gitmesini sağlamak..
Başarısız bir şehzade yetiştirmek bir hedef olamaz ve anne baba olarak biz bunları kesinlikle YAPMIYORUZ zaten.. :(((