Girişimci Çalışan

Geçmişte bir işi hayal eden, fizibilitesini yapan, işin karlı ve devamlı olacağını görerek kararını veren, bu işi yapacağı özel veya tüzel kişiliğini şirketini/firmasını) kuran ve gereken sermayeyi bulan, firmaya getirip koyan (finanse eden) bir kişi veya bir gruba girişimci, (patron, sermayedar veya eskilerin lisanında müteşebbis) denirdi. Bu kurulan şirketin girişimci(ler)inin veya onların temsilci(ler)inin seçtiği ve firmanın hedeflerine ulaşması için yapılacak iş ve çalışmalarına emek, bilgi, fikir, zaman ve yetenekleri ile katılanlar ve bunun karşısında hangi şekilde olursa olsun bu şirketten ücret (maaş-prim vb.) alanlar ister genel müdür/müdür, ister işçi/bekçi olsunlar bu firmanın çalışanları olarak adlandırılırlardı.

Bu dönemde girişimcilerin çalışanlardan beklediği, varsa iş tanımlarında belirtilen; yoksa keyfi ve her gün değişen sözel iş tanımlarına göre anladıkları, görevlerini tam olarak yerine getirmeleri idi. En makbul çalışan ise tek maaş alarak iki kişinin işini beceren ve patrona bir maaş kazandıran yani ‘’maliyetleri düşüren ve karlılığı artıran’’insanlar olurdu.

Ve her şeyi baştan sona değiştiren küreselleşme geldi. İç pazarı ve yerel girişimcileri koruyan duvarlar kalktı ve rehavetin yerine rekabet gelince işini tam yapmak hatta iki-üç kişinin sorumluluklarını üstlenmek bile yetmez oldu. İşini en az rakibin aynı konuda çalışanı kadar tam olarak eksiksiz yapmak ve bunun yanında işini iyileştirmek kavramı öne çıktı. Artık işten atılmama sınırında işini yapar gözükmek yetmiyor, alınan parayı fazlası ile hak etmek ve hatta bu işi nasıl daha iyi, daha verimli ve daha az maliyetle yapabilirim diye düşünmek, öneriler ve çözümler getirerek  firmanın ve çalışanın işinin yarınını garantilemek gerekiyordu..

Bir süre sonra firmanın sahipleri daha rekabetçi olma adına çalışanın firmayı en avantajlı konuma getirilmesindeki katkısını öncelikle değerlendirir oldular. Artık çalışanlar, azalan ara yönetim kademelerinin de yardım ve destekleri ile firmaya ve işletmeye katkılarını üst kademelere duyurabilir ve ödüllerini doğrudan alabilir hale geldiler.. Bu tabiidir ki atılmama düzeyinde çalışan rehavet içerisindeki personel dahil her yöneticiyi ve çalışanı uyanık ve firmanın rekabette öne geçmesine odaklanmış hale getirdi. Bu şekilde çalışamayanlar şirketlerden çıkartıldılar ve yerlerine bu yeterlilikte insanlar alındı . Yöneticilerin başarı ölçümü de kendilerinin ya da yetiştirdikleri personelin beceri ve başarılarını ispatlamaları ve göstermeleri ve başarılarını sergilemeleri oldu .

Çalışanın derdi bu düzeyde iken hızla gelişen rekabet çalışanları yepyeni bir kavramla yüz yüze getirdi..  Gözde bir personel olmak için işini iyileştirmek mi..???  bu da yetmeyecek bir adım daha ileri gitmek gerekecekti..Bu nedenle çalışan ve girişimci kavramlarının arasına bir kavram..girişimci çalışan anlayışı gelişecekti..

Rekabet o kadar kızıştı ki şirkette her çalışan ‘’ girişimci çalışan’’ olursa ancak şirketin yaşamı kurtarabilir, büyüyebilir ve dünya oyuncusu olabilir hale geldi..Evet her şirket çalışanı bir girişimci gibi bakmalı, düşünmeli, hayal etmeli, çözümler üretmeli ve bu öneriler çalışılan şirketin geleneklerine uygun olarak yönetime sunmalı idi..Yani herkes bu şirketin bir patronu gibi hissetmeli ve tam gün bu şirketin rekabette daha avantajlı bir konuma gelmesine odaklanmalı ve elinden gelen tüm gayreti sarf etmeli idi. Bu topyekun savaş ve tam bir seferberlik ilanı idi.Her çalışandan hiçbir sınır gözetmeden tüm bilgi, deneyim ve yeteneklerini şirketleri için, hatta abartırsak yabancı marka ve firmaların işgaline uğramış vatanları için ortaya koymaları bekleniyordu..

Burada işini tam yapma ve daha iyileştirmeden bahsetmiyoruz..Çalışanın önce kendi işinin ve bölümünün sonra şirketinin ve hatta şirketinin de dışındaki dünyada bir iş adamı gibi düşünmesi ve her konuda şirketi ileri götürecek, karlılığını artıracak öneriler bekleniyor.Bu şekilde odaklanan, öneriyi yapan ve başarılı olanlar artık sadece çalışan olmakla kalmayacak,başarılarının düzeyine göre yönetici, üst yönetici, küçük hissedar ve hatta büyük hissedar olma şansını yakalayacaklardır.

Bu yazı teorik veya akedemik bir metin veya tercümesi değil ülkemizde bizzat yaşadiğim yöneticilik deneyimimden alınmıştır. 41 yıllık girişimci gibi düşünerek çalışan bir kişinin bizzat aldığı karlı/verimli sonuçlar ve maddi /manevi doyumu okurlara hissettirip bu davranış modeli ve düşünce sistemini ve anlayışı yayma hedeflenmiştir.

Somut örnekler ver o zaman dediğinizi duyar gibi oluyorum. İşte firma adı vermeden birkaç yaşanmış örnek …

Yıl 1974 Türkiye nin en büyük danışmanlık firmasında bir yandan ülkenin en çok satan gazetesinin dağıtım optimizasyonunu yapıyorum, diğer yandan ilaç fabrikalarına pazarlamanın esasları kursları veriyoruz. Diğer yandan da Türkiye pazar ekonomisine geçmiş olduğundan eğitimli pazarlama elemanı sıkıntısı çekiliyor. Hürriyet Gazetesine bu kursu bölerek hafta sonu eki olarak yayınlamasını ve sonunda dört büyük şehrimizde Milli Eğitim Bakanlığı müfettişleri gözetiminde yapılan sınavlardan sonra PAZARLAMA UZMANI sertifikası verilmesini teklif ediliyoruz ve hem firma, hem gazete hem de yüzlerce eğitilmiş insan mutlu ve tüm şirketler karlı tabii ki Türkiye kazançlı..Ben de…

Yıl 1981 Türkiye nin en garip üretim hattı olan bir entegre tekstil firmasında Satış Müdürü olarak çalışıyorum.  Stoklar bitti ileriye doğru sipariş almaya başladık ama işimiz burada bitti diyerek kenara çekilmiyoruz. Girişimci gibi düşündüğümüz için sattığımız malın katma değerini / mt karlılığımızı artırmamız lazım. Afrika da tüketilen Hindistan da elle üretilen mum baskılı pahalı bir kumaş buluyoruz.Bunun desenini başarılı bir şekilde taklit ederek ve çift taraflı basarak Fildişi sahiline ihraç ediyoruz. Firma karlı ve Türkiye kazançlı..Ben de..

Yıl 1991 Bir bira fabrikasında Satın alma Müdürü olarak çalışıyorum. Üst yönetim pazardan toplanmış milyonlarca hurda şişe ve kasanın imhası için taşeron bulmamız istiyor.  Biz ise bir girişimci gibi düşünerek bu ambalajları doldurup Kuzey Irak a bira ve ambalaj paralarını alarak ihraç ediyoruz..ve o pazarda depozito sistemi ve alışkanlığı olmadığı için ambalajlar geri gelmiyor.Tabii patron mutlu ve karlı Türkiye kazançlı.. Ben de..

Haydi …’’bende patron olmak için her şey var ama para yok’’ diyen çalışanların önünü açalım..Başarılı sonuçları hakça paylaşalım..Herkes memnun ve mutlu olsun…Ben de…

GBD consultants SRL tarafından yayımlandı

Ahmet HAMDI Demirel , GBD consultants SRL - Bükreş Romanya da 2002 yılında kurulmuş danışmanlık şirketinde görevli bir yöneticidir. 70 yıllık yaşam, 60 yıllık eğitim, 50 yıllık yönetim, 40 yıllık öğretim, 30 yıllık danışım, 20 yıllık iş gelişim deneyimini sizinle paylaşır.

Yorum bırakın