1970 yılında bir yandan İşletme Yönetimi okurken bir yandan da çalışarak öğrenmenin tamamlayıcı olduğunu düşünmüştüm. O günün Türkiyesindeki en büyük (35 danışman çalışmakta idi) işletme danışmanlığı firmasi EPO A.Ş. de en alttan( anketörlükle) başlama şansım oldu. 18 yaşımda başlayan iş hayatımda ‘’yenilikleri yönetme’’ kavramini çok sevmiştim. 2 yil içerisinde bu başarılı şirkette basamakları hızla tırmanırken bana verilen ve giderek büyüyen projeleri hep sıradan ve kolaycı yaklaşımlar yerine yenilikçi ve yaratıcı boyutta çözümleyi yeğledim.Hep çok beğeni toplayan başarılı sonuçlar aldım. Tavsiye ederim.
Tam 32 yıl sonra 2002 yılına Efes Pilsen deki profosyonel yöneticilik hayatımdan emekli oldum. O ana kadar yaşamıma bir yandan zorluk ama; her yandan heyecan ve doyum hatta hayat katan bu” pişmiş aşa su katan sevimsiz adam “ olma özelliğim, “yıl sonu yaratılan kardan prim kazancı” sampiyonluklari getirdi. Bu nedenle 50 yaşında Bükreş –Romanya da kurduğum danışmanlık firmasının adını şu anda çorba olmuş bir kavram olan, ama 2000 li yıllarda yeni bir uygulama olan “küresel iş geliştirme” koydum..
Bir firmanın ne yaptığını anlatamamak ve hatta özellikle gizlemek istese idim ancak bu kadar başarılı olabilirdim..Sorular çok netti.. Saflar doğrudan “yani ne yapar bu şirket” diye başlarken, bilgiçler “anladıkta/biliyoruzda ..yani.. “ diye sürdürüyorlardı sorularını.. Tabi ki en tehlikeliler, soru sormayıp anlamış gibi yapanlardı her zaman olduğu gibi, öğrenme şansını bile kendilerine tanımıyorlardı..
Bu yazıda bu soramıyanların sorularını cevaplayalım isteriz..
Her sahıs, firma, kurum, kuruluş önce bugün hayatta kalmak için çalışır.. Bu öncelikli, vazgeçilmez ve kutsal hedefin gercekleşmesi için işini öğrenir, işini geliştirir ve iyileştirir, günlük işleri en iyi şekilde yönetir ve yürütür. Kurum ve kişiler bu aylık, yıllık hedeflerine ulaşma çabalarını sürdürürken bir yandan çevre değişmekte diğer yandan iş kolları ile ilgili ilgisiz birçok fırsat yanlarından geçip gitmektedir.. Günlük işlere yoğunlaşmalarını beklediğimiz kişilerden bu değişimi ve fırsatları yakalamalarını ve hatta değerlendirmelerini beklemek çok riskli, insafsız ve yanlış olacaktır. Çünki çok seyrek insan bu tamamen ayrı yetenek, akıl, odaklanma ve yaklaşım gerektiren iki grup özelliği barındırır.. Az sayıdaki bu kişilerin çoğu da her iki iştede başarılı olamamakla ünlüdür..
Günlük iş körlüğünün ve değişimlerin hızlandığını ve fırsatların incelenmesi gerektiğini farkeden Philips, M3, GM gibi büyük batılı firmalar önceleri “araştırma ve geliştirme” bölümünün içerisinde sadece bu sorumlulukları üstlenen küçük takımlar kurdular. Gördükleri fayda ve yaratılan karlar sonraları büyük departmanlar ve hatta bağlı şirketlere giden bu görevin adını “ iş geliştirme “ “business development” koydular.
Bu yeni disiplinin tanımı her kişi, firma ve bölümün günlük yapması gereken ve aynı derecede kutsal olan “yürütmekte olduğu işini geliştirme” “developing the running/existing business” sürecinden esasta ayrılmaktadır. Bir “iş geliştirmeci”den beklenen, tamamen dışarıdan bakarak firmanın, yöneticilerinin ve hatta patronunun şu andaki ürün, pazar, sektör, ülke, vizyon ve misyon sınırlarını dinlemeden, değişimlerin ve fırsatların karlılıklarını ölçerek, şirketin yarınlarda nerede ve ne yapıyor, karlılığının nereden geliyor olması konusunda yönetim kuruluna seçenekli ama tam hazırlanmiş öneriler getirmektir..
Büyük şirketlerin görevleri doğru veya eğri tanımlanmış, organizasyon şemasına doğru veya eğri yerleştirilmiş “iş geliştirme” bölümleri varken orta ve küçük ölçekli firmalar ne yapacaktır. Değişikliklere kendilerini uyduramadıkları veya rakipleri karlı fırsatları değerlendirirken yarınlarına hazırlanmakta geri kaldıkları için pazardan çıkmamaları gerekmektedir. Bu vazgeçilemez konuda bölüm kurmaya fon ayıramadıkları için çok daha düşük maliyetlerle bizim gibi “İş geliştirme danışmanlığı” firmalarının hizmetlerinden yararlanacaklardır..
Evet…iş geliştirme ve danişmanlığının daha iyi anlaşılabilmesi için gerçek uygulamalarımızdan ve aldiğımız somut sonuçlardan örnekler vereceğiz.
Birkaç tipik iş geliştirme fırsat örneği:
- Romanyada 1.000 dönüm tek parça birinci sınıf tarım arazi nin dönümü 300-350.- euro ya alınabilir.. Bu tarım arazisininüzerinde yapılacak her yatırımın %50 si Avrupa Fonlarından hibe olarak alınabilir.Ekilen her dönüm araziye destek ve ürüne göre prim verilir. İş fırsatıdır.
- Romanyada Mikro Hidro Elektrik Santralı yatırımı %50 hibe ile desteklenmektedir. Üretilen her MW elektrik için temiz enerji fonundan iki yeşil kupon alınır.Bu kuponların değeri 35-60.- eurodur.Yatırımın geri dönüşü enaz 2 yıl ile ençok 3 yıl arasında değişir.İş geliştirmek için fırsattır.
- Romanyada enerji tasarrufu ve sera gazı emisyonu azaltılması yatırımları %50-90 Avrupa Birliğince veya %100 e kadar Avrupa Bankası nca fonlanmaktadır. Bu yatırımlar ortak olarak yapılabilir.Bir iş geliştirme fırsatıdır.
Birkaç da tipik sonuç örneği:
- Türkiye ye bağlı bir şirket kurarak pazara girme stratejisi ile gelen çok büyük bir firmamız, bunun yerine Bulgaristandaki firmalarının temsilciliği kurularak yılda 30.000.- euro tasarruf ve ölçülemeyecek yönetsel kolaylık sağlanmıştır.
- Kiralama ile üretim kararı ile gelen bir şirketimize ülkedeki bu konudaki fırsatlar gösterilerek yatırıma ikna edilmiş; 5 yılda 2.200.000.- euro sabit değer artışı kazandırılmıştır.
- Bir Ispanyol üretim firmamızın ofisini kurmadan işi geliştirilmiş ve sadece stratejik kararlari olan pazardan çıkışından şu ana kadar 104.000.- euro tasarruf sağlaması gerçekleştirilmiştir..
- Bir Avusturyalı inşaat firmamızın taşeron stratejisi yeniden değerlendirilerek ülke firsatları ve seçeneklerinden tercih edilen bir yöntem ile süreç para ve zaman kazancına çevrilmiştir.Parasal değerlendirilmesi hala yapılıp bize ulaştırılmamıştır.
Ve birkaç tipik sonuçsuzluk örneği:
- En az ortalama ayda bir veya iki firmaya akıllarındaki hedeflere hazır olmadıkları saptandığı için projelerini erteleme veya iptal önerisi verilmiştir. Önerimize uyanlar o anda zarardan kurtulmuş, bazıları hazır olunca gelmiş başarmış, uymayanlar üçüncü kişilerle sonuçsuz işlere girmişlerdir.
- En az ortalama üç ayda bir ülke şartlarına uygun strateji ve uygulama geliştirme önerilerimize uymayan büyük/ küçük firma para, pazar ve gelecek kaybetmistir..