İşin Sırrı….45 dakika…

On yaşlarındayım… Yıllar önce bir Şeker Bayramı… İstanbul’dayız. Annemin ‘’Yanya –Selanik göçmeni’’ olan baba tarafı akrabalarımızın ellerini öpme turundayız. Halalar, çocukları, torunları ve biz…

Derken anneannemin evinde el öpmeye gelmış akrabalardan biri olan Profesör Doktor Cumhur Ferman’ı tanıdık. Annem ile kardeş çocuklarıymışlar. Bizim üç nesil tüm sülale öğretmen, ama adının önündeki payelere ve gördüğü hürmete bakılırsa en yüksek rütbeli öğretmen olmuş O… İçeride büyüklerin yılları deşen muhabbetinden sıkılmış olmalı ki, biz çocukları başına topladı ve ‘’Size öyle bir sır vereceğim ki hem tembel ve dalgacı hem de derslerinizde başarılı olacaksınız..’’ deyince hepimiz kulak kesildik tabii. Bizi en zayıf tarafımızdan avlamıştı… Baktı dikkatler üzerinde ve ilgi tam, devam etti… ’’Bir ders kaç dakika” diye sordu. Hepimiz ezbere ‘’45 dakika’’ dedik. ’’Hepiniz derse girmek zorunda mısınız ?’’ Cevap ‘’evettttt… tabii…’’. “Peki o dershaneye hapis edildiğimiz 45 dakikada ne yaparız ?” Bu sefer cevap kendinden geldi. ’’Ya öğretmeni dinleriz, hemen orada konuyu tam olarak öğreniriz, ya da bu zamanda başka şeylerle ilgilenir, öğrenmeyi sonraya bırakırız. Hemen orada öğrenirsek derste ki 45 dakikadan sonra istediğimiz her tembelliği, aylaklığı yapmamıza rağmen başarılı oluruz.  Öğrenmeyi sonraya bırakmışsak, sınavlar gelmeden çok daha fazla zaman harcayacak ve bu derste öğrenmediğimiz birikmiş bilgileri tamamlayamayacak; muhtemelen başarısız olacağız. Karar sizin’’ dedi ve büyüklerin yanına gitti… Anlamış gibi yaptık yani alıştığımız gibi anlamayı erteledik… Üzerinde sonradan düşünmek üzere aldığımız ‘’sır’’ı aldık bir yana koyduk, ne de olsa o gün oyun ve bayram harçlıkları daha enteresandı.

Ben ilkokulun ilk üç yılında vasat bir öğretmen ile çok vasat bir öğrenci iken, bu ‘’sır’’rı kullanarak 4 ve 5 inci sınıflarda çok daha sıkı bir öğretmen ile daima ilk beş başarılı öğrencinin biri oldum. Çok zeki ve akıllı olmamama rağmen Tarsus Amerikan Koleji’ne kolaylıkla girdim. Az bir gayret ile hiç sene kaybetmeden ve ortalama 7 üzerinde not alarak bitirdim.. Ders sonrası ve sınav zamanı hafızlamam gerekmediği için o kadar bol zamanım oldu ki, çok sevdiğim müzik ve resim ile uğraşmaya, okuma ve yazmaya, keyfimce ‘’tembellik ve aylaklık yapmaya’’ bol vakit ayırabildim. Hele üniversitede her 45 dakikalık dersi iyice anlamadan hiçbir dersten çıkmadım ve kalan boş vakitlerimde 4 yıl boyunca çalıştım para kazandım. Sonuç;  4 yıl boyunca aldığım 38 dersimin ortalaması 8,4 idi. Ayrıca müzik yapıyor, makale yazıyor, kızlarla dolaşıyor, hem de Almanca ve İtalyanca öğreniyordum. Pazarlama kürsüsünden doktora yapma ve Üniversitede kalma teklifi aldım. Denemek için 2 yıl doktora ders ve sınavlarına aynı ‘’sır’’y öntem ile girerken o yılların en büyük danışmanlık firmasında 22-25 yaşlarında olmama rağmen sorumlu görevlerde çalıştım.

Tüm eğitimim boyunca ‘’doğru zamanda, doğru işleri yapmak’’ diye özetlemek gereken ‘’45 dakikada öğrenme’’ işimi bitirdiğim için çok bol zamanım kalıyordu. Ama en çok hoşuma giden derste öğrenmemeye direnen ve benim öğrenme çabalarımla dalga geçen arkadaşlarıma sınav öncesi ders vermekti.

İş hayatıma başladıktan sonra da bu her yönden bana yardımcı olan ‘’45 dakika’’ya resmen taktım ve üzerinde hayli de araştırma yaptım. Başarılı bir güne hazırlığın 45 dakika sürdüğü, futbol maçlarının 45’er dakikalık sürelerde oynandığı ve aklını dikkatini bu sürede oyuna yoğunlaştıran takımların maçı kazandığı… İş dünyasında, işin ve sorunun özünü kavramak ve çözüm üretmek için yapılan verimli toplantıların 45 dakikayı aşmaması gerektiği… Sağlığımız için her ve en çok 45 dakika oturuştan sonra 15 dakika yürümemiz gerektiği, kilo vermek için ise en az 45 dakika yürüyerek, 15 dakika dinlenmeye geçmenin tavsiye edilmesi tesadüf değil bence… Hele Leonardo Da Vinci’nin 45 dakika çalışıp, 15 dakika kestirerek beynini yenilediğini, bu yöntemle  24 saatini sürekli çalışarak değerlendirdiği ve kendine ‘’dahi ama ressam’’ dememizi sağlayan şaheserlerini yarattığını öğrenmek beni bugün hayrete düşürdü…

Çocuk ve gençlerimize, çalışan ve yöneticilerimize ve tüm sevdiklerimize başarılı, verimli ve sağlıklı bir hayat sürdürmemiz için bu 45 dakikaların faydasını anlatmamız gerekir.

SEVGİLİ DOSTLARIM, ARKADAŞLARIM VE CAN KARDEŞLERİM….

2015 YILININ HEPİMİZE VE TÜM SEVDİKLERİMİZE BAŞARILI, VERİMLİ VE SAĞLIKLI GÜNLER GETİRMESİNİ; GELENEKSEL HOŞGÖRÜ, TEVAZU, SAYGI, SEVGİ, BİLGELİĞİMİZİN GERİ GELMESİNİ VE BU SAYEDE SÜREGELEN BİRLİKTELİĞİMİZİN DEVAMINI DİLERİM…

AHMET HAMDİ DEMİREL

GBD consultants SRL tarafından yayımlandı

Ahmet HAMDI Demirel , GBD consultants SRL - Bükreş Romanya da 2002 yılında kurulmuş danışmanlık şirketinde görevli bir yöneticidir. 70 yıllık yaşam, 60 yıllık eğitim, 50 yıllık yönetim, 40 yıllık öğretim, 30 yıllık danışım, 20 yıllık iş gelişim deneyimini sizinle paylaşır.

Yorum bırakın