İyi Ahlak Sahibi

Bu sohbetimizin konusu, insanlığın olmazsa olmazı ahlak ; daha doğrusu iyi ahlak..olacak..

Hatırlar mıyız…son zamanlarda kim ‘’ahlaklı bir insandır’’ diye tanımladı bizi veya biz kimin için ‘’iyi ahlaklı bir insandır’’ demiştik.. Ben çok net hatırlamıyorum. Başarıdan başarılıdan her gün bahsediyoruz ama birinin hikayesinin arasında ‘’Vay ahlaksız !’’ sözü hariç ahlak ve ahlaklı veya iyi ahlak sahibinden son yıllarda çok sık bahsedildiğini hatırlamıyorum..

Hem ne demekti ahlak.. Hatırlıyor musunuz.? Son yıllarda çoğu kavram karıştı ve değişti kafamızda zaten.. Öyle ise şu anda bir duralım ve netleşelim berraklaşalım…

Tanımlarımız ile başlayalım..:.-))))  ve tabii önce Türk Dil Kurumu Sözlüğü..

  • Ahlak, bir toplumun içerisinde bulunan kişilerin benimsedikleri ve uymak zorunda bulundukları davranış biçim ve kuralları..Bu en klasiği olsa gerek..

Ve hemen peşinden kelimenin kökü için… Osmanlıca-Türkçe sözlüğümüze başvuruyoruz..

  • Hulk-yani Türkçe huy un çoğulu ahlak- huylar demek doğru olacak.. Genişletelim biraz. Birazda hatta basitleştirelim…insanin tavır ve hareketleridir.. diyelim.

Ünlü Larousse un ününden faydalanmayı da unutmayalım kapsamlı bir tanım almak için..

  • Mutlak olarak iyi olduğu düşünülen ya da belli bir yaşam anlayışından kaynaklanan davranış kuralları topluluğu veya
  • Bir kimsenin iyi niteliklerinin ya da kişiliğini belirten tutum ve davranışlar bütünü.

Ve arkasından bu kelime için tam bir sayfa bilgi… Tabii bizim bu kadar zamanımız yok…

Son olarak da bir ihtisas sözlüğü yani Toplum Bilim Sözlüğü’’ ne bakarsak en doğru tanım buradaki galiba..

  • belirli bir toplumun belirli bir döneminde ( bu tanımda bu başlangıç kısmı çok yerinde ) bireysel ve toplumsal davranış kurallarının bütünü ve ekonomik ve toplumsal düzenden yansıyan nesnel gerçekliklerin (iyi-kötü gibi) ve töresel niteliklerin (adaletli adaletsiz gibi) oluşturdukları bir toplumsal bilinç biçimidir. Bence eksiksiz ve doğru olan tanım bu…

Bu arada hatırlatmadan geçemeyeceğim..Ahlak yerine daha batılı koktuğu ve biraz da sosyetik olduğu için sıklıkla kullanılan etik kelimesi  ahlak, ahlaklı veya iyi ahlaklı demek değil…  Ahlak felsefesi veya ahlak bilimi demekmiş..Ben de yerli yerine şimdi koyuyorum.

Ahlak/ahlaklı yerine etik kelimesi doğrudan eş anlamlı olarak kullanılmamalıdır diyor çok ciddiye almadığımız internetteki  Vikipedia bile..

‘’Anlaşıldı kardeşim.. yeter artık’’ demenize meydan vermeden asıl derdimize geçelim..

Bugünlerde en maddi değerlendirilen en manevi kavram AHLAK bu günlerde unuttuğumuz bir kelime olduğu için bugünün başlığı olarak seçildi. Bir de şaka ile süsleyelim bu tanımları.

‘’İki tür ahlak vardı;  bir bilip uygulamadıklarımız, bir de uygulayıp da bilmediklerimiz.’’

Ahlak, bireysel, toplumsal her konuya girmiş, ama öncelikle şu üç konuda önemli oluyor. Ticarette (maddeleri paylaşırken), adalette (hakları paylaşırken) ve siyasette (gücü paylaşırken) birilerinin hile yapılmamasının garantilenmesi,  yani ahlak kurallarının eksiksiz uygulanması, her dönemde öncelikle önemsenmiş. Çünkü bu alanlar kişi-kişi ve kişi-toplum ve nihayet toplum-toplum ilişkilerinin en kurallı ve hak geçmez olması gereken konularıdır. Çünkü hak geçerse ne kişide, ne toplumda huzur kalır ve sonunda bugün ülkemiz ve dünyada olduğu gibi bireysel ve toplumsal iç ve dış barışımız bozulur..

Öncelikle yukarıdaki en önemli üç konu dâhil toplumsal yaşam kurallarımızın yazılı esasları

arasında ahlak ne şekilde yer almaktadır, süratli bir şekilde hatırlamaya çalışalım.

  • Dini ahlak, tüm din kitaplarında kişinin, ailenin, sokağın, mahallenin, köyün, kasabanın, şehrin, bölgenin, devletin ve dünyanın kısaca insanlığın toplumda kişilerin mutlu ve sağlıklı; uyumlu ve sorunsuz yaşaması için uyulması gereken ‘’ değiştirilemez ve mutlak’’ ahlaki kurallar yazılmıştır. Bu kuralların çoğunluğu insanlığın başlangıcından beri değişmeyen bize doğduğumuz günden beri öğretilmeye çalışılan evrensel ve temel ahlak kurallarıdır. Mesela her tek tanrılı üç dinin kitabında yer alan 5-Babana ve anana hürmet edeceksin. 6. Adam öldürmeyeceksin.  7.Zina etmeyeceksin. 8. Çalmayacaksın.  9. Yalan şahitliği yapmayacaksın. 10. Komşunun hiçbir şeyine (dikkat ! çok geniş anlamlı) göz dikmeyeceksin. Ve diğerleri…

Bu ve bu gibi kurallar üzerinde dünya yüzünde kimsenin tartışmadığı toplumun dirliği ve

düzeni için olmazsa olmazları olarak kabul edilmiş ahlak kurallarıdır..

Herkesin herkesi her an, her zaman, her yerde ve her şart altında denetlediği dar

topluluklarda bir zamanlar ahlaklı ‘’bilinmek’’ için dindar olmak veya görünmek yeterdi.

Ancak bugün kimsenin kimse ile ilgilenemez duruma geldiği önce sanayileşmiş, sonra işçi

lazım diye kentleştirilmiş, peşinden pazar lazım diye tüketime özendirilmiş ve olmamış

tüketmeye para ve çok çalışma lazım olduğu anlaşılmasın diye kartlandırılmış ve

hatta taksitlendirilmiş yani sonunda pek çok gerekli gereksiz nedenle boğazına kadar

borçlandırılmış bir toplumda kimlikler, kişilikler hakkında pek bir fikir vermiyor…

Bugün eskisi gibi dindar insan hak yemez diyemiyoruz kolay kolay. Ya da yalan söylemez,

veya asla rüşvet almaz, faiz yemez; uhrevi, sosyal ve insani sorumluluklarının farkındadır…

diyemiyoruz..

Çünkü bugünün kapitalist düzeninde işler böyle yürümüyor. Sistem, ne pahasına olursa

olsun kazanmak üzerine dizayn edilmiş. Var olmak için ya herkes gibi davranacaksın ya da

rekabetten çekileceksin..Bu olgu da iyi ve iyi ahlaklı kişileri oyunun dışına itiyor..Toplum

manevi anlamda kan kaybediyor, kaosa gidiyor.

Bunu önlemek için huzur isteyen insanoğlu güncel ahlakı kurmak ve işi ilahi adalete

veya öbür dünyaya bırakmadan çözmek ve insanları bir nebze olsun bu dünyada da

rahatlatabilmek için daha güncel ama dini ahlak kuralları gibi değiştirilemez olmayan bir

sistem yaratmışlardı. Şimdi bu sistemi hatırlayalım..

  • Hukuki ahlak, aslında insanlık kadar eski bir sistemdir. Ahlak kuralları, her toplumun örf

ve adetleri Sümer Kralı Hammurabi bundan 4000 yıl önce M.Ö. 2000 lerde kil tabletlerin

üzerine yazdırana ve adına Hamurabi Kanunları diyene kadar sözlü olarak toplumları

düzene sokmuştu. Ama ondan 2500 sene sonra Istanbul da Justinien Romalılar için

Hamurabinin eline su dökemez kapsamda ama metal üzerine 12 levha yazınca Avrupa

Hukukunun temelin (!) atmış oluverdi ve Roma Hukuku Hammurabi yi sollayarak onların

adı ile batı dünyasının yani onlara göre tüm insanlığın hizmetine sunuldu. 

Teorik olarak her bakımdan değişen toplumun gereksinimlerini karşılayacak şekilde

değiştirilebilen kurallar ve uymayanlara yine değiştirilebilen cezalar öneren sistemdir.

Burada yazılı kurallara uyan kişiler hukuken iyi ahlaklı, iyi insan, iyi vatandaş muamelesi

görürken, bu yazılı kuralları uygulamayıp suç işleyen diğer kişilere toplumun o

dönemdeki kabullerine göre cezalar verilmektedir. Bu cezaların caydırıcılığı esas olup

öncelikle toplumdaki kişileri iyi ahlaklı olmaya ve suç işlememeye ikna etmesi; diğer

yönden bu kurallara uymayanlara verilecek cezaların da bir yandan örnek olup toplum

vicdanını da rahatlatması beklenmektedir. Bu iki unsurun güncel tutulması ise toplumun

yöneticilerinin sorumluluğuna verilmiştir.

Burada sadece kanun ve kurallara uyan ve uymayan birey, kurum, kuruluş ayrımı vardır.

Her bireyin bu kural ve kanunları bilme zorunluluğu vardır. Kişiler teorik olarak kanunlar

önünde eşittir..Yine teorik olarak kimlikler önemli  değil eylemleri önemlidir.

Pekala bize yazılı olarak dikte edilmiş olanları bir yana bırakalım.. Biraz da uygulamaya

bakalım… iyi ahlaklı olmamız için edinmiş olmamız gereken bir dizi iyi huyları bir gözden

geçirelim..

Aşağıdaki ahlaklı olmayı tanımlayan iyi huylardan acaba hangilerine sahibiz?

  • 1-sır saklama, 2-alçak gönüllü olma, 3-onurlu olma, 4-açık yürekli olma, 5-gerçeklerden korkmama, 6-hatta kendi yanlışlık ve eksikliklerini açıklayacak kadar yürekli olma, 7-insanları sevebilme, 8-bencil olmama, 9-kendini bilme, 10-kişisel kanaat ve düşüncelere saygı ve hoşgörü gösterme, 11-çevredekilere karşılık beklemeden incelikle ve yumuşak davranma, 12-benliğe hakim olma, 13-samimi ve kararlı olma, 14-maddi varlık peşinde olmama, 15-yurt ve aileye bağlı olma, 16-hak ve adaletten yana olma, 17-başkalarının hakkını da kendi hakkı gibi koruma, 18-düşkünlere yardım etme, 19-insanların mutluluğu için çalışma, 20-vicdan ve erdem sahibi olma

her maddeye  ‘’evet ben böyle bir insanım’’ demek 5 puan kazanıyor…toplam kaç puan topladık.. Ben kendi hesabıma utandım şahsen.. Sizi bilemem…

Bizim taşıdığımızı varsaydığımız iyi ahlak unsurlarının, yani bizlerde olması gereken, en geniş kelime anlamıyla iyi huyların bu kadarı kendimizi test edip paniklemek için yeterli bence…

Kaldı ki yukarıdakiler genel kural oldukları için, çeşitli baskılar altında hiç bir değerlendirme yapmaksızın uyulan kurallardan olmalarına rağmen değişen şartlarda bunlardan bile hemen kolayca nasıl vazgeçilebildiğini hatırlayın, işte ülkemizde 1920, 1950, 1980 ve nihayet 2002; Taliban Yönetimi sonrası Afganistan veya Şah sonrası İran ve işte 11 Eylül sonrası Amerikan halkının bir gecede değişen ahlak anlayışıları…

Ayrıca bir zamanın geçmesi ve bir şeylerin değişmesi de gerekmeyebilir, bireyin aynı zaman diliminde dahi, doğrudan veya dolaylı olarak kendisini etkilemeyeceğini tahmin ettiği bir konuda iyi ahlak sahibi görüntüsü içinde hareket etmesi, sonra aynı konuda çifte standart uygulaması ne kadar sık rastladığımız bir olgu değil midir ?

Konuşmamın bu bölümünde aranan iyi ahlak sahibi olmak şartından benim anladığımı şöyle derli toplu ve tam ifade etmem gerekirse.

Ahlak; doğuştan gelen ve daha sonrasında çeşitli öğrenim ve eğitim işlevleriyle kazanılmış ve sürekli geliştirilme gerekliliğine inanılan; her hangi bir soyut veya somut baskıdan kaynaklanmaksızın, tamamıyla hür ve samimi iradeyle; düşün ve bağlı olarak söylem ve eylemde en geniş anlamda iyi ve doğruyu arama, kullanma ve yayma kişilik özelliğidir.

Bunu biraz daha açarsak ahlak, bireyin,

  • doğuştan ve sonradan kazanılmış ve sürekli geliştirilme çabasında…
  • hür iradesi ile, içten, bilerek ve isteyerek, samimiyetle…
  • kurallara uymaz, dışlanırım, günah, ayıp gibi negatif veya şunu kazanırım, bundan yararlanırım gibi pozitif baskılardan kaynaklanmayan…
  • düşünce bazında, yani, algılama, soyutlama, sentezleme, sonuç çıkarma gibi düşünsel faaliyetlerde başlayan, ifade etme-etmeme ve/veya eylemde bulunma-bulunmama aşamalarında sürekli, birbirini tamamlayan şekilde…
  • kişi, zaman, mekan ve benzerleri bazında en geniş anlamda iyi ve doğru için…
  • arama, bulma istek ve kararlılığı ve de kullanma cesaret ve özgüveni, ve dahi yayma görev bilincinden oluşan, kişilik özelliğidir.

İlk defa babamdan duymuş olduğum çok eski bir sözü hatırladım, “tarif; ayarına mani, efradına cami olmalıdır”..Tarifin tarifi olan bu sözde, tarifin kendinden olan anlamın tüm içerik ve unsurlarını toplaması ve kapsaması, fakat benzeri olup bizi şaşırtacak olanları da dışında tutması gerektiği ifade edilmektedir. Umarım biz bunu becermişizdir.

GBD consultants SRL tarafından yayımlandı

Ahmet HAMDI Demirel , GBD consultants SRL - Bükreş Romanya da 2002 yılında kurulmuş danışmanlık şirketinde görevli bir yöneticidir. 70 yıllık yaşam, 60 yıllık eğitim, 50 yıllık yönetim, 40 yıllık öğretim, 30 yıllık danışım, 20 yıllık iş gelişim deneyimini sizinle paylaşır.

Yorum bırakın