Sevdiğin İşi Yap…

Bir saatliğine mutlu olacaksanız, şekerleme yapın
Bir günlüğüne mutlu olacaksanız, balık avlamaya gidin
Bir aylığına mutlu olacaksanız, evlenin
Bir yıllığına mutlu olacaksanız, bir servete konun
Tüm yaşam boyunca mutlu olacaksanız, işinizi sevin…

 
                                                                                        ÇİN ATASÖZÜ

Bu Çin Atasözü nün ilk dört satırı kişiden kişiye değişir; ama son satırı mutlu, başarılı ve sağlıklı bir yaşamın Anayasası kabul edilmelidir..Hayatımız bildik bileli bu çelişki içerisinde geçer.. Üç dört yaşlarında iken aklımız erip biz ne olacağız sorusunu kendimize sorduğumuz andan başlar bu savaş….

ve yaşam boyu yanı başımızda bizimle gelir ve hayatımızda her an her şeyimizi etkiler..

Biz itfaiyeci, dondurmacı olacağız dediğimizde ailelerimiz panikler..hemen o anki moda ve kazançlı meslekleri saymaya başlarlar.. beyin yıkama süreci başlar..’’benim oğlum Ahmet amcası gibi doktor olacak’’ ve bir nedenle o anlık hayran olduğumuz mesleklerden bizi hemen vazgeçirmeye çalışırlar..ceza kısmını da koyarlar ortaya..’’dondurmacıya kız vermezler’’ diye de gözdağı verip..sanki umurumuzmuş gibi kızlar üç dört yaşında. Aklımız henüz başımızdadır halbuki..Hayli sonraları aşağıya doğru seyahate çıkar akıl…Ve yanlış düşünmeye o zaman başlarız..

Ama kızlar daha şanslı idi  bizim zamanımızda, rekabet erkekler tarafında iken erkek çocuk illa doktor, mühendis olacakken kızlar daha gönüllerinden geçen ve mutlu olacakları meslekleri seçebiliyorlardı..

Yuva kurarken kızın mesleği olması yerine, eğitimi olması fazlası ile yeterdi.. Çevrelerindeki sevdikleri ablalarının meslekleri onlara cazip gelir ve cinslerinin özellikleri nedeni kolayca sorup öğrenirlerdi bu mesleklerin detaylarını ve aileyi geçindirmek oğlanın sorumluluğu olacağından ekonomik getirisi önceliksiz seçimler yapabiliyorlardı..Ne şans değil mi ?

Sonradan kızlarımızın bu şanslı dönemi tüketim topluluğu haline gelişimizle bitti..Bir yandan keyfince yaşayıp diğer yandan reklamda gördüm veya komşu almış ‘’onu da isterim bunu da isterim‘’e erkekler yetişemeyince kadınlarımız da çok kazanan meslekleri önceliklerine almaya başladılar ve onlar da akçası bol ama sevmedikleri işleri seçip mutsuz olma yoluna girdiler..

Ve sonuç ..sağlıksız mutsuz babalara sağlıksız mutsuz anneler eklendi. Sağlıksız mutsuz aileler ve pek tabi ki bu sağlıksızlığı ve mutsuzluğu yaşayan, gören ve nedenlerini anlayan ve ders alan çocuklar.. Bu çocuklar şimdi işin doğrusunu yapmaya ve kendi hayatlarını kurtarmaya çalışıyorlar..

Bu işi somutlaştıralım ve en iyisi size içinde büyüdüğüm ailemden canlı örnekler vererek meslek seçimleri nedenleri ile mutsuz olan babam ve mutlu olan annemden bahsedeyim.

1919 doğumlu babam zamanında herkesin eline geçemeyecek şanslı bir eğitim görmüş. İlkokulu Galatasaray Sübyan Mektebinde okumuş.Bu nedenle ana dili gibi Fransızca öğrenmiş.. Galatasaray Lisesi orta kısmı bitiminde Cumhuriyetin en güçlü eğitim veren liselerinden Ankara Gazi Lisesine devam etmiş..O zamanlar çok seyrek olarak caz saksafon ve klarnet çalan, Ankaragücü nde futbol oynayan, milli bisiklet takımında yer alan sanat olaylarını kaçırmayan entelektüel ve yetenekli bir gençmiş. . Lise bitip meslek seçimine gelince annesine Ankara Konservatuarına girip tiyatro sanatçısı olmayı istediğini beyan ettiğinde otoriter babaannem mutsuzluk bombasını atmış. Tek söz  kısa ve öz..‘’Sen Kurtuluş Savaşı şehidi Albay Doktor Ahmet Hamdi Beyin oğlusun..’’köçek’’olamazsın, döşeğini alır da gidersin ’’.. Babam o anda kendisini babasız okutan dul annesini mutsuz etmemek için önce tıp fakültesine yazılmış ve ilk kadavra dersinde bayılmış, sonra kaydını dişçiliğe almış ama ağız kokusu ile yapamamış.. Sonunda orta yolda kendisini Fransızca ve Edebiyat öğretmenliğinde bulmuş..1948 yılında Aydın Ticaret Lisesine tayin olur olmaz Fransızca Bölümü öğrencileri ile meşhur Fransız yazar Molier in “Çimri” isimli eserini Fransızca sahneye koyarak ancak sahne tatminini bulmuş..Bu kadarı ona hiç yetmemiş..hayatı boyunca sadece evinin parasını kazanmak üzere işe giden bir mutsuz adam olmuş ve arkadaşlarının hemfikir olduğu gibi Türk Tiyatrosu için bir kayıp olarak kalmış…

Diğer yanda annem de döneminin şanslı kişilerinden, Selanik İdadisi Matematik Hocası Mustafa Recai Bey’in torunu, Teknik Resim ve Ahşap Bölüm Hocası, Bursa ve Amasya Sanat Mektepleri kurucusu Sabri Acun Bey in kızı ve Ticaret Lisesini derece ile sonra Sultanahmet Yüksek Ticaret Mektebi ‘ni ikincilikle bitirmiş ve ailesi gibi öğretmen olmayı ve Anadolu’yu aydınlatmayı hedeflediği için hocalarının ‘’okulda asistan olarak kal’’ tekliflerini reddetmiş.  Öğretmen kurasında Ankara çıkmasına rağmen Çalıkuşu romanındaki karakter kadar özverili çalışması gerektiğini düşündüğü için o zaman elektrik olmadığından gaz lambaları ile sınav değerlendirmesi yapmak üzere o zaman küçük bir kasaba olan Aydın ı seçmiş..İstanbul un göbeğinden çıkıp Atatürk Devrimleri ve Anadolu  insana katkıda bulunma dışında hiçbir amacı bulunmayan bu 21 yaşındaki bu Muhasebe Öğretmeni bölgede ki 1950 li yıllarda o zamanın sanayicilerinden Muhasebe Müdürü olarak ve 1960 lı yıllarda gelişen bankacılık sisteminden sürekli teklif almış ama ruhunu ve mutluluğunu öğretmen maaşının 10 misli gelirlere satmamış bir genç öğretmen..O tüm maddi manevi zorluklara rağmen yüzlerce öğrenciye ışık ve istikbal, ülkesine aydın ve becerili eğitilmiş kişiler hediye etmenin gurur ve mutluluğunu taşımış, bayramlarda torunları alıp gelen öğrencileri ile mutluluk gözyaşları döken bir eğitmen..Bugünkü ölçülerle anlamak zor ama sonuç kendi mutlu, toplum kazançlı..

Atasözünün ‘’mesleğinizi sevin’’ sözünün özü, sevmediğiniz ve size uygun olmayan bir mesleği sevme şansınız olmadığı için, ‘’seveceğiniz ve size uygun olan mesleği seçin ‘’ den geçiyor..

Bu sürecin ilk adımı kendini tanımak..anlamak..Ben kimim sorusuna samimi bir cevap almak, ne istiyorum, hangi konularda beceri ve yeteneklerim var, güçlü yanlarım ne, zayıf yanlarım neler ..Açık gönüllülükle zaman ve emek verilerek yazılmış bir liste yetecektir..

Sürecimizin ikinci  adımı ilgimiz olan ve olabilecek meslekleri tanımak..araştırmak..detaylandırmak…

Buna bir liste yetmez tabii kariyer günleri ve iş yeri gezilerini kaçırmamak gerek.. İnternet deki kariyer ve iş tanımları da yardımınıza koşacaktır. Amca dayı ağabey abla sohbetleri de yarlı olacaktır.

Üçüncü adım ise bu bilgileri kullanarak bir güvendiğimiz ve tercihen bizi tanıyan fakat tarafsız ve dürüst olabilen bir veya birkaç büyüğümüzün yardımı sizi doğru raya oturtmak oturtmak.…

Dördüncü adım sizi karar verdiğiniz bu mesleğe doğru donatan ve ilerideki başarınızla ilgili bilgileri alacağınız eğitim yolunda ve kaçırmayacağınız stajlar sırasında yapacağınız değerlendirmeler bu mesleklerde ne kadar başarılı ve mutlu olacağınızı gösterecek ve o mesleğin daha mutlu ve başarılı olacağınız değişik kollarına yönelmenizi sağlayacaktır.

Beşinci adımda ve eğitim sırasında ve sonrasında seçtiğiniz meslek konusunda eğitim kurumunda verilen bilgilerle yetinmemek ve dışarıdan her türlü belge ve bilgiyi almak ve bu sürecini hiç bırakmamak gerekir. Bu hem seçiminiz hakkında doğru değerlendirme yapabilmenizi sağlayacak, hem de seçiminiz doğru ise üst başarılarınız için bu gereklidir.

Altıncı adım başladığınız seçtiğiniz mesleğin içerisinde mutsuzluğunuzu hissettiğiniz an eğer düzeltme, sündürme veya mutluluk hücresi yaratamıyorsanız, hatadan en erken zamanda dönmek en hayırlı karardır..Unutmayalım ki birçok dünyaca ünlü ve başarılı meslek sahibi 40-45 inden sonra hatalarını anlayıp meslek değişikliği yapan kişilerdir.

Son olarak sonsuz ve sınırsız bir yedinci adım ise, iş yaşamınız sürerken kontrolünüz dışında oluşan ve oluşacak iç ve dış etmenler ve oluşumların size ve kariyerinize nasıl bir fırsat, ek mutluluk ve ilave başarı getirebilir diye düşünme ve izleme ve bu fırsatları kaçırmama zorunluluğudur.

Bu arada mutluluğu, tatmini ve başarıyı anladık ta, işini sevmek veya sevdiğin işte çalışmanın sağlıklı olmakla ne ilgisi var diyebiliriz. Bilimsel olarak ispatlanmış bir konu insanların sevmediği, istemediği işlerde çalışmalarının ve ortamlarda bulunmalarının uzun vadede yaratacağı psikolojik travmaların ve psikosomatik hastalıkların dışında fiziksel olarak da hastalanmaya açık olduklarıdır. Mutsuzluğun vücudumuzdaki PH seviyesinin düşürdüğü ve asit oranını artarak bağışıklık sistemlerini indirdiği ve fiziksel olarak da hastalanmalarına yol açmakta olduğunu ispatlamıştır..Birçok firma iş yeri hekimleri bu tür sık hastalanan çalışanları insan kaynakları birimine bildirmekte ve bu kişilere yeniden işe giriş testleri ve ayna analizleri uygulamakta ve onların daha mutlu olacakları iş ve görevlerde daha verimli çalışmaları sağlamaktadır.

Hepinize mutlu, başarılı ve dolayısı ile getirili ve tabii dolayısı ile sağlıklı bir iş diliyorum…

GBD consultants SRL tarafından yayımlandı

Ahmet HAMDI Demirel , GBD consultants SRL - Bükreş Romanya da 2002 yılında kurulmuş danışmanlık şirketinde görevli bir yöneticidir. 70 yıllık yaşam, 60 yıllık eğitim, 50 yıllık yönetim, 40 yıllık öğretim, 30 yıllık danışım, 20 yıllık iş gelişim deneyimini sizinle paylaşır.

Yorum bırakın